Evliyâ Çelebi’nin Bilim Kurguları

Bilim Kurgucunun Seyir Defteri

Evliyâ Çelebi’nin Seyahatnâme’sinde bilim kurgusal unsurlar aramak beyhude bir çaba gibi görünebilir. Sevgili seyyahımızın üslubu ve hikâyeleri daha ziyade fantastik sıfatıyla tanımlanmış, Çelebi’nin gezdiği yerlerin kültürünü düşsel bir gerçeklikle harmanlayıp bize sunmuş olması Seyahatnâme’yi fantastiğin alanına kolayca dâhil etmemizi sağlamıştır.

Açıkçası Seyahatnâme’deki bilim kurgusal unsurları fark etmemi sağlayan bilimkurgucu Zühtü Bayar oldu. 2011’de kaybettiğimiz şair, yazar, araştırmacı Zühtü Bayar, aynı zamanda sıkı bir bilim kurgucuydu. Zühtü Bayar’ın bir bilim kurgu öykü derlemesi vardı ve bir de bilim kurgu romanı yazmıştı. Bayar, bilim kurgu kültürüne dair hatıra, inceleme ve söyleşilerini de bilim kurgu ve Gerçeklik (2001) adlı kitabında toplamıştır.

İşte bu kitapta okuduğum, Evliyâ Çelebi’nin Kurguları yazısı, Seyahatnâme’de sadece bize has bir fantastiği değil edebiyatımızın ilk bilim kurgusal örneklerini de bulabileceğimizi de gösterdi bana. Bayar’a göre, “Evliyâ Çelebi, Somasatlı Lukiyanos, Cyrano de Bergerac ve Jules Verne ile birlikte ve ondan ortalama bir yüzyıl sonra Micromegas’ı yazacak olan Voltaire ile yan yana, Parnasse’taki: “Antik Bilim Kurgucular Kürsüsü”nde ihtişamla oturmaktadır.” Evliyâ Çelebi’nin Seyahatnâme’sindeki Hezârfen Ahmet Çelebi, Lâgarî Hasan Çelebi, Haliç’te karşısına çıkan timsah şeklindeki denizaltı ve Viyana’da karşılaştığı otomatlar/robotlar bütün bunlara bugünden bakıldığında rahatça bilim kurgusal anlatılar olarak nitelendirilebilirler. Seçtiğimiz bu anlatıların ortak özelliği, Evliyâ Çelebi’nin Hezârfen’i, Lâgarî’yi ya da Viyana’da karşılaştığı otomatları anlatırken kendine has ‘fantastiğini’ daha reel bir zemin üzerine kurgulamasıdır. Onun bu anlatılarını, olağanüstü olandan mümkün olana yaklaştıran bu tutumu, söz konusu anlatıları, bilim kurgusal olarak nitelememizi de kolaylaştırmaktadır.

Hezârfen Ahmet Çelebi’nin bir çift kanat takıp Galata’dan Üsküdar’a uçması, Lâgarî Hasan Çelebi’nin barut macunundan hazırladığı fişeklerle yani bir çeşit roket teknolojisiyle havalanması, imkânsız hikâyeler değildir. Hezarfen ve Lâgarî’ye dair tek kaynak Seyahatnâme’dir.

Dolayısıyla bu kişilerin gerçekten yaşayıp yaşamamış olması bir yerde çok da önemli değildir. Önemli olan Evliyâ Çelebi’nin büyük ihtimalle kendisine ulaşan sözlü rivâyetleri harikulâde hikâyelere dönüştürme becerisidir. Çelebi ister duysun ister görsün isterse yazılı kaynaklardan faydalansın, bütün bunları tadına doyulmaz, şaşırtıcı ve hayret verici hikâyeler hâline getirme hünerine sahiptir.

Haliç’teki denizaltı ve Viyana’daki otomatlar anlatıları ise daha farklı bir şekilde değerlendirilmelidir. Bu iki anlatı, Hezârfen ve Lâgarî anlatılarına göre tarihsel olarak belgelenmeye daha uygundur. Evliyâ Çelebi’nin on yedinci yüzyılda Viyana’da kahve döven otomatlarla karşılaşması, şaşırması ve bu şaşkınlığı kaleme alması, sadece yazarın hayal gücüne atfedebileceğimiz bir durum değildir. Fakat burada da yine Evliyâ’nın hüneri devreye girer ve seyyahımız bu teknoloji karşısındaki hayretini öyle bir anlatır ki hatıra hikâyeye, izlenim bilim kurguya dönüşür.

Yeliz Özay Diniz, daha sonra Evliyâ Çelebi’nin Acayip ve Garip Dünyası adıyla kitaplaştırdığı doktora çalışmasında Seyahatnâme’deki olağanüstü anlatıları, folklor bağlamında UFO mitiyle ilişkilendirir. Seyahatnâme’deki olağanüstü varlıkların böyle bir tanımlanamazlık üzerinde değerlendirilmiş olması, fantastik ve bilim kurgu arasındaki kışkırtıcı ve belirsiz, alacakaranlık geçiş bölgesini de hesaba katabileceğimizi düşündürür bize.

İyi ama Evliyâ Çelebi’nin Seyahatnâme’sinde bilim kurgusal motifler ya da temalar bulmak bizi nereye götürür/ne kazandırır bize? Bilim kurgu sadece geleceği değil geçmişi de yeni bir gözle başka bir açıdan görüp yorumlamamızı sağlar. Bütün o alternatif tarih anlatılarını ve punk alt türlerini düşünün. Steampunk, buhar teknolojisi üzerine kurulmuş bir alternatif tarihi anlatıyordu. Ardından dieselpunk, clockpunk geldi. Çin asıllı bilim kurgu yazarı Ken Liu, Çin tarihi ve kadim ipek teknolojisi üzerine kurduğu silkpunk’ı/ipekpunk’ı üretti. Biz de Evliyâ Çelebi’nin Seyahatnâme’sindeki bilim kurgusal motifleri kullanarak bir Osmanlı Punk’a varamaz mıyız acaba? Kim bilir belki bunu deneyenler olmuştur. Bir dahaki yazımızda da Osmanlı Punk’ı konuşalım.

Ümit Yaşar ÖZKAN