“Hedeflerime ulaşmak için pes etmiyorum!” DÜNYA ŞAMPİYONU İBRAHİM ÇOLAK

Vazgeçmeyi düşündüğünüz bir an oldu mu?
Evet oldu. Küçük yaşlarımda hem spor hem okul çok ağır geliyordu. Zihinsel olarak da çok yorulmuştum o noktada bırakmak istemiştim ama ailemin desteği ile tekrar spora dört elle sarıldım.
En çok ne zaman zorlandınız?
2020 Tokyo Olimpiyatları’ndan bir yıl öncesi omuzumdan ameliyat olmuştum ve tam olarak iyileşememiştim. En büyük hedefim olan olimpiyatlarda yarışmak için hazırlanıyordum. Ama çok istesem de omuzumdan dolayı hareketleri mükemmel bir şekilde yapamıyordum. Bu beni zihinsel olarak çok zorluyordu. Ama olimpiyatlarda ülkemizi en iyi şekilde temsil etme isteği beni hep diri tuttu ve tek inandığım şey oraya gittiğimde biraz daha iyi olacağım ve daha iyi hissedeceğim inancıydı. Gerçekten de öyle oldu ve o zor durumu olimpiyatta beşinci olarak güzel bir dereceyle kapatabildim.
En zorlandığınız anda sizi diri tutan şey nedir?
Sanırım hedeflerim. Bunca yıldır bu spora kendimi adadım ve o hedeflerimi başarmam için pes etmemem gerektiğini biliyorum. Çok zorlandığım anlar oluyor ama hiç antrenman yapmamaktansa antrenman içeriğini değiştirip yine de o antrenmanı yaparak o süreci en iyi şekilde atlatabiliyorum.
Böyle bir işe başlamak nereden aklınıza geldi?
Amcam Erkan Çolak eski jimnastikçi babam da gerçekten spor âşığı bir insandır. Kendisi zaten beni bir spora yönlendirecekmiş, amcamın jimnastikçi olması da buna bir vesile oldu.
En mutlu olduğunuz an?
Dünya şampiyonu olduğum an. Çünkü hâlâ o videoları izlediğim zaman bile tüylerim diken diken oluyor. Üstünden üç sene geçti ama her anını sanki bir rüya gibi tekrar tekrar hatırlıyorum. O benim için unutamayacağım bir anı odu.
Engel olmaya çalışanlar oldu mu? Nasıl aştınız bunu?
Yok şu ana kadar çevremde kimse o anlamda kötü bir şey yapmaya çalışmadı. Hep etrafımda iyi insanlar oldu, iyi insanlarla karşılaştım. Bu konuda da kendimi çok şanslı hissediyorum.
Başarılı insanların hayatlarında bazı kırılma anları vardır. Sizin buna benzer bir kırılma anınız var mı?
2013 yılında sol ayak bileğimden bir sakatlık yaşamıştım. Ayağımın altı kırıldı ve beş hafta boyunca alçıda kalmıştı. O süre boyunca hep antrenman yaptım, haftanın altı günü. Salona giriyordum dört beş saat çıkmıyordum gerçekten. O kadar çok kuvvet kondisyon çalışıyordum ki beş hafta sonunda gövdem ve kollarım çok fazla gelişti. Bacaklarımı da az kullanabildiğim için bacaklarım çok zayıflamıştı ama halka aleti için büyük bir avantaj sahibi olmuştum. Çünkü vücudumu çok rahat bir şekilde taşıyabiliyordum. O sakatlık seviyemi en üst seviyeye çıkardı ve ben ondan sonra her yıl bunun üstüne koyarak ilerledim. Bence en önemli dönüm noktalarından, kırılma noktalarından birisi buydu. Özellikle halka aleti için. Hatta o sakatlıktaki çalışmam sayesinde 2013 Akdeniz Oyunları’nda gümüş madalya kazanmıştım. Tabii ki kötü bir şey ama o kötü durumları fırsata çevirmek bizim elimizde. Ben de çok büyük bir tecrübe edindim daha sonra yaşadığım her sakatlıkta bu mantalitede ilerledim.
Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Ben jimnastik yapmanın büyük bir ayrıcalık olduğunu düşünüyorum. Önceden koca okulda tek jimnastikçi bendim. Şu anda bizim istediğimiz en büyük şey Türkiye’de jimnastiğin daha çok duyulması ve hem velilerin hem de çocukların jimnastiği daha çok bilmesi ve bilinçlenmesi. Biz de bunu başarı elde ederek duyurabiliriz. Şu anda da bunu yaptığımızı düşünüyorum. Çünkü bazen okullara söyleşilere gittiğimde jimnastik yapan çocuk sayısı çok fazla. Bu da doğru yolda ilerlediğimizi gösteriyor. Tüm sporların temeli jimnastik. Ben de özellikle velilere çocuklarının spor hayatlarını önce jimnastikle başlatmalarını tavsiye ediyorum. En azından üç dört yıl temel eğitim almaları ondan sonraki spor yaşantıları için çok önemli olacaktır.